Kategoriler
Genel

Şiddet

Fiziksel şiddet, binlerce yıllık üstünlük göstergesi, yüce olanın alçak olana gücünü gösterme şekli. Bugüne dek olduğu gibi bugün de güçlü olan güçsüz olana şiddet uyguluyor. Pekâlâ, Dünya hala fiziksel gücün daha önemli olduğu ve yücelik arz ettiği bir medeniyet mi?

Hala fiziksel gücün daha önemli olduğu toplumlarda, güçlü olan kişi, cinsiyet yahut güruh; kendini diğerlerinden yüce görmeye meyillidir. Ben öyle düşünüyorum ki; şiddete yol açan, bu yücelik mevzudur. Zira üstün olduğunu düşünen kişi yahut gruplar, bu üstünlüklerini benimsetmek ve bu benimsemenin böyle kalmasını sağlamak ister. Bu benimsetmenin böyle kalmasını sağlamanın en basit yolu, toplumda önem arz eden konuda diğerinden üstün olduğunu göstermektir. Fakat aşikâr olan şudur ki bireylerin, grupların, cinsiyetlerin, canlı türlerinin birbirine eşit olması, yüce yahut alçak olması mümkün değildir. Zira bir şeyi ya da kişiyi ötekinden üstün kılan, fazlalık yahut eksikliktir ve bir yüceliğin ötekinden bağımsız olduğu bir durumda, bütünsel bir yücelikten bahsedilemez. Yücelik belirlenmesi noktasında önemli olan, neyi referans aldığınızdır. Bir kişinin muktedir olduğuna bir diğeri muktedir olmayabilir. Bu da ona bu konuda bir üstünlük verse de bu, o olayın, bilginin yahut konunun referans alınmasıyla anlam kazanır. Bir diğer olay, bilgi yahut konu referans alındığında bu üstünlük tam tersi bir yönde olabilir. Üstünlük karşılaştırmaları, daima özel kalacak ve genel bir çıkarım yapılamadan son bulacaktır. Bu noktada aksi yönde ayak diremek ve kesin kelimelerle konuşmak son derece talihsizdir.

Sonuç olarak herhangi bir birey, cinsiyet, güruh yahut toplum diğer birine ne eşit ne tamamen alçak ne de tamamen üstün konumda olabilir. Dolayısıyla, kişisel üstünlüğünüzü yahut cinsiyetinizin üstünlüğünü ortaya koymaya çalışırken aslında bu basit çıkarımı yapamadığınızı ve bu noktada yetersiz olduğunuzu ortaya koymuş olursunuz. Düşünmek, fikir ortaya koyma sürecinin en önemli adımlarından birisi olduğu düşünüldüğünde, benim tavsiyem, bu adımı titiz bir şekilde uygulamanızdır.

Ne derler? “Biçmesini bilmeyen orağım kör der.” kimseyi suçlamaya lüzum yok. Evvela bakmamız gereken, bizzat kendimiziz.

Saygılarımla, Utku Asker.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir