Bana göre demokrasinin 3 temel ayağı vardır, geriye kalan tüm özellikleri bunlar üzerinde yükselir: Medya, halkın siyasetçilerin ne yaptığını tüm detaylarıyla bilmesi için. Liyakat, partilerin milletvekili aday seçimleri başta olmak üzere nepotizmi engellemesi ve niteliğe önem vermek suretiyle devlet yönetiminde kaliteyi koruması için. Hukuk, devlet yönetiminde ve muhalefet yapılmasında her türlü hukuksuz davranışı engellemek ve halkın önüne şeffaf çıkılmasını sağlamak için. Bu 3 özelliğin sorunsuz çalıştığı bir demokrasi, tam manasıyla doğru çalışan bir demokrasidir. Siyasi partiler, parlamento ya da başka bir şeyin çalışma sistemi sanıldığının aksine demokrasi için kritik değildir, bunların olmadığı sistemler dahi yukarıda yazdığım 3 temel üzerinde yükseliyorsa pek ala demokratik bir uygulama olabilir. Bu yazıda ben mevcut seçim sistemlerinden yahut parti sistemlerinden bahsetmeyeceğim. Daha ziyade, bu işin nasıl olması gerektiği üzerine konuşacağım. Bunun için, evvela bu 3 temel üzerinde oluşabilecek problemlerden ve ardından bunların çözümünün nasıl kişilerden ayrılıp sistematikleştirilebileceğinden bahsedeceğim.
Medyada Bozulma:
Demokrasinin bozulup otokrasiye yahut diktatörlüğe yönelmesindeki en önemli faktörlerden birisi, halka, siyasetçilerin geçmişte yaptıklarını ve gelecekte vadettiklerini şeffaflıkla anlatan, daha ileri giderek araştıran ve bunları sunan medyanın ortadan kaldırılmasıdır. Zira bu, halkın karar verme sürecinde bozulmaya ve ardından bu medyayı şekillendirenler tarafından şekillendirilmiş bir yönetim düzenine yol açacaktır. Dolayısıyla, medyanın şeffaflığını ve dürüstlüğünü olabilecek en üst düzeyde tutması, siyasetçilerin kişisel olarak ve partisel olarak ortaya koyduklarına değinmesi ve en önemlisi tüm bunları yaparken tarafını halktan yana tutması, halkın, gerekli tüm bilgileri alması sebebiyle demokratik karar verme noktalarındaki değerlendirme yetilerine fayda sağlayacak ve dolayısıyla demokratik süreç en efektif noktasına ulaşacaktır.
Liyakatte Bozulma:
Liyakat, bir kurumun başarısı ve sistematiğindeki en önemli unsurdur. Zira, bir işi en iyi o işi bilen yapar. Eğer bir kişi, bir göreve zengin, ünlü yahut tanıdıklar arasında olduğu için geliyorsa, burada vuku bulanın hukuksuzluktan çok daha öte, sistematik bir yozlaştırma olduğu açıktır. Dolayısıyla nepotizm, demokratikleşmenin önündeki ciddi engellerden bir tanesidir. Bu mevzu, bugünün Türkiye’sinin milletvekili adaylıklarında sık sık rastlanan bir unsurdur. Milletvekillerinin soy isimlerine bakıldığında, pek çoğunun zengin bir aileden geldiği, eski bir siyasetçinin yahut devlet adamının çocuğu olduğu gibi unsurlar Dünya’nın hemen her yerinde sık rastlanır unsurlardır. Yani, partilerin milletvekili adayı seçimlerinde temel parametre liyakat olmalı iken, bu parametre daha çok çıkara evrilmiş; zengin olunması, diğer bir siyasetçiyle akraba olunması ve ünlü olunması, ortaya koyacağı oy tabanı sebebiyle liyakatin faydalarından önde görülmüştür. Daha fazla oy tabanına sahip olmaları, onların milletin vekili olabilmesi için gerekli özellikleri taşıdığına delalet midir? Kalabalık topluluklarda, milletin vekili olma liyakatinde olan kişilerin kendilerini millete tanıtımına devlet tarafından ön ayak olunmuyorsa; gerekli yardım yapılmıyorsa, burada vücut bulan tekelleşme değil midir? Partilerin hegemonyasında olan; oy tabanından, tanıdık olmaktan, güçlü bir soyada sahip olmaktan geçen milletvekilliği adaylık sistemi, demokrasinin doğru işlenişinin önündeki en büyük engeldir. Pekâlâ bu demokrasinin oy kaygısının gündeme getirdiği temel bir sorun mu, yoksa parti sistemleriyle ilgili bir sorun mu? Bunun çözümü parti tüzüklerinde liyakati koruyacak sistematiklerdir fakat bu tüzüğü yazanların devri geçtikten sonra bu tüzüğün değiştirilmesi sık rastlanır bir şeydir.
Hukukta Bozulma:
Hukukun demokrasi konusundaki en önemli olduğu nokta, demokratik süreçlerin demokratikliğini garanti altına almaktır. Hukuk uygulayıcıları bu görevlerini uygulama noktasında birtakım kişi ya da partiler tarafından baskı altında tutuluyor ve bu demokratik süreçleri baltalamalarına sebep olunuyor yahut hukuk sistemi içerisindeki kişiler bizzat bu kişi ya da partiler tarafından atanmak suretiyle taraflı bir adalet sistemi oluşturuluyorsa, bu, hukukun diğer görevlerini nasıl ve ne derece bir şeffaflıkla yapıldığına bakılmaksızın, ortada bir hukuk ve adalet sistemi problemi olduğunu ortaya koyar zira yarı çalışan yarı çalışmayan bir hukuk, hukukun kendisinin önündeki en büyük engeldir. Demokratik bir ülkenin siyaseti, adaletli bir rekabet sağlamalı ve hukuka aykırı bir şey anlatmayan herkese eşit söz hakkı tanımalıdır. Zira bunu uygulamamak, demokrasinin bu ülkede yalnızca teoride kaldığının göstergesidir.
Çalışan Bir Demokrasi:
Demokrasinin kendisini ya da yargılanabilirliğini değerlendirirken mühim olan, parti sisteminin çok partili, tek partili yahut iki partili olması ya da seçim sistemi değildir. Bütün bunlar yalnızca bir politikacı için hükümeti elde etmeye çalıştığı sırada strateji oluştururken önemlidir. Bu sistemlerin tümü düzgün çalışabilir yahut hepsi diktatörlüğe giden bir yol olarak kullanılabilir. Çok partili bir sistemde, iktidara sahip olan diğerlerini bastırabilir veya tek partili bir sistemde demokratik parti içi seçimler olabilir, teoride bunların hepsi demokratik olabilir, hiçbiri özü itibariyle diğerlerinden daha demokratik değildir. Burada önemli olan demokrasinin varlığını ve devamlılığını sağlayan 3 temel ayaktır: Medya, liyakat ve adalet. Düzgün bir demokratik devlette, ihtiyaç duyulan parti sistemi veya ihtiyaç duyulan seçim sistemi ister tek partili ister çok partili olsun, halkın ihtiyacına göre belirlenir. Herhangi biri temel olarak daha üstün görülmez. Dolayısıyla demokratik bir devlet, demokratik bir devlet olarak kalabilmek için tam demokrasinin bu 3 parametresinin devam etmesini sağlamalıdır.
Ziyaret Edilen Diğer Yazılar