Kategoriler
Siyaset

Havsala

Bir ülkenin ortadirek vatandaşıysanız, her şeyin içinde olursunuz; problemleri, yolsuzlukları, sistemsel çıkmazları bizzat görürsünüz. İlerleyen hayatınızda bu problemler hakkında düşünür, çözüm yolları ararsanız, bir şekilde de siyasete atıldıysanız, bu problemleri doğru ifade eder, çözüm yollarını ortaya koyar ve halkın gözünde ilerleyebilirsiniz. Problemlerin içerisinde olmak, çözüm yolu üretmek adına en verimli yoldur. Halkın içinden gelmek demek onları anlamak demektir. Bu tabirin bu denli itibarlı olmasının sebebi budur. Halkın içinden gelerek yönetimi aldığınız bir senaryoda, asıl problem yönetimi aldıktan sonra başlayacaktır.

Yönetimi aldıktan sonra, sizi yönetime getiren şeyden, halkın içerisinde olmaktan koparsınız. Yaşadığınız yerden ayrılarak bir sarayda yaşamaya başlar, güvenlik problemleriyle istediğiniz gibi gezip dolaşamaz, insanlarla normal bir muhabbete giremez, tiyatroya, kafeye gidemezsiniz. Bir mağazaya girip alışveriş yapamaz, satıcıyla pazarlık edemez, kazık yiyemez, araba süremezsiniz. Kimse size korna çalamaz, herkes size yol verir, yol vermeyecekler sizin dolaştığınız alana alınmaz, etrafınızda korumalar, askerler, zırhlı araçlar olmadan dışarıda tek bir adım bile atamazsınız. Daha uzar bu yapılamayacaklar listesi. Uzadıkça da yönetici, yönettiğinden iyice kopar, olabildiğine uzaklaşır. Yönettiğiniz yere ve halka tamamen yabancı biri olur çıkarsınız. Ne yönettikleriniz sizi kendinden görür ne de siz onların problemlerini özden tanıyabilir, anlayabilirsiniz. Az evvel söylediğim gibi problemi özden tanımak, çözüm yolu üretmenin en verimli yoludur.

Buradan çıkan anlam nedir? Nereyi yönetiyorsanız, oraya ait olmaktan, oradan biri olmaktan yavaş yavaş çıkarsınız. Orada yaşamaz, orayı bilmez, orayı tanımaz hale gelirsiniz. Orada sadece unvanınız, namınız ve korkunuz yaşar, kendiniz değil. Ne siz yönettiğinizi tanırsınız ne de yönettiğiniz sizi tanır.

Bugün siyasilerin suçlandığı durumlardan biri olan bu halkı anlamama durumu, bahsettiğim bu sistemin ürünü mü?

Saygılarımla, Utku Asker.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir