Türkiye’de verilen eğitimi neden Milli Eğitim Bakanları dahil herkes eleştiriyor ve değiştirmek istiyor? Niçin eğitmenler, diğer eğitmenler tarafından niteliksiz olmakla suçlanıyor? Bana kalırsa, eğitimin niteliği, tartışma kültürünü kazandırıp kazandırmamasına bakılarak değerlendirilir. Zira tartışma kültürü, bir insana yazmayı, konuşmayı, öğrenmeyi ve en önemlisi, sorgulayıcı ve şüpheci bakış açısını öğretir. Basmakalıp eğitim yöntemleri kullanılan topluluklarda, halihazırda var olan bilgileri edinmeleri istenen öğrenciler, eğitim hayatları boyunca kendilerinden önce bulunan şeyleri öğrenmekle meşgul olurlar. Kendilerinden sonra ne olacağı noktasında düşünmeye ve bir şeyler üretmeye vakit bulamaz, vakit bulsalar da sorgulamadan mahrum bir ortamda bir şeyler üretmenin zorluğuyla karşılaşırlar. Fakat bu düşünce yapısıyla eğitilen gençler, eski çözümlerin yeni problemleri çözmeye muktedir olduğunu ve olacağını düşünerek yetiştirilmiş olacaklarından, fikir üretme noktasında potansiyellerini gösteremeyecek ve birtakım ideoloji, dogma ve normlardan medet umacaktır. Halihazırda mevcut olan fikir ve ürünlerin problem çözmede yeterli olduğu düşüncesiyle yetiştirildikleri için önüne gelecek problemleri aşma yolunda birtakım unsurlardan medet uman gençler, eğitim hayatlarında zaten problem çözmeyi öğrenemedikleri, çözüm yollarına gidişin önemi aktarılmadığı için yetersiz bir eğitim almış olacak ve bir nesil kaybedilmiş olacaktır.
Bu problemin çözümü, eğitim hayatlarında kendilerine problem çözme yetileri ve bunun önemi yönünde farkındalık kazandıracak birtakım unsurlar vesilesiyle olacaktır. Örneğin, öğrenciler toplu olarak bir problemin arasına atılmalı, bu problemi çözme yolundaki çabaları izlenerek, bu yönde eğitilmiş öğretmenlerce yorumlanmalı ve bu sayede her öğrencinin kendi başına birer birey olma kapasitesini ortaya çıkarma yoluna gidilmelidir. Zira özellikle ülkemiz gibi muhafazakâr ülkelerde gençler daha çok “yapma, etme” gibi olumsuz telkinlerle büyüdüklerinden, yapması gerekenleri yapma noktasında çekingen yetişmekte, sorumluluk alma noktasında da geride durmaktadır. Bu, problem çözüm yolunda kesinlikle aşılması gereken bir engeldir.
Bahsettiğimiz “problem” öğrencinin kişisel hayatında vuku bulan bir problem de devletin genelinde yer alan ve devlet adamlarınca çözülmeye çalışılan bir problem de olabilir. Lakin yukarıda bahsettiğimiz gibi, dogma, norm ve “daha evvel yapılmışlar”dan medet uman bir zihin yapısıyla yetiştirilen gençler, devletin önüne çıkan engelleri çözme noktasında da yetersiz kalacaktır.
Öyleyse, sorumluluk verilen, liderliği almaları sağlanan, kendi başlarına ve kendi yaptıklarıyla “yeterli” olmaları sağlanan gençler ortaya çıkaracak eğitim-öğretim sürecinin sağlanması, evvela gençlerin kendileri, daha sonra devletin beka ve refahı için şüphesiz altın değerinde ve derhal aksiyon alınması gereken bir unsurdur, titizlikle incelenmeli ve nitelikli, bu yönde eğitilmiş öğretmenler eşliğinde uygulanmalıdır.
sevgiler
Ziyaret Edilen Diğer Yazılar